içinde

Direnişin Melodisi: Wladyslaw Szpilman'ın ''Piyanist'' Kitabı

Piyanist Kitabı İnceleme

Eylül 1939… Bir yanda Nazi bombardımanlarına esir düşmüş Varşova, bir yanda Polonya Radyosu’ndan yükselen Chopin’in ‘’do diyez minor noktürn’’ü… Capsulmag inceleme dosyamızda bugün yetenekli piyanist ve besteci Wladyslaw Szpilman’ın ‘’Piyanist’’ adlı eseri var.

Szpilman, savaşın dehşet verici gerçeklerini Piyanist’te açıkça ortaya koyuyor!

Yayımlandığı günden itibaren bütün dünyada büyük yankı uyandıran, birçok dile çevrilen bu eserin adını mutlaka duymuş, çok sevilen kitap ve film listelerinde görmüş olabilirsiniz.

Eser ilk olarak 1946 yılında kitap olarak çıktı karşımıza. Szpilman, savaşın dehşet verici gerçekleriyle dolu satırlarda okuyucuyu hüzün dolu bir yolculuğa çıkarırken, aslında bir yandan da umut dolu hayatta kalma mücadelesini anlatıyordu.

Ne var ki Piyanist’te, Szpilman’ın hikayesi o kadar da umut dolu başlamamıştı. Varşova’daki çoğu birey gibi ailesiyle normal bir yaşam sürerken, günlerini kısa bir süre sonra korkusuz geçiremez olmuştu. Eskiden insanların gündelik telaşlarıyla dolu olan sokak artık ölüm korkusuyla çevrilmiş, her adım başında ceset yığınları oluşmuştu.

Genç adam, bu korku dolu günlere rağmen insanlara umut olmak için inatla Polonya Radyosu’ndaki savaşını sürdürüyordu. Kaldırımdan yürümesi yasak olan sokaklardan, geçmesi yasak olan caddelere kadar birçok engeli aşıp çok sevdiği piyanosunun başına oturuyor ve tek yapmayı bildiği şeyi yapıyordu: sanatını icra etmek.

Bir gün radyonun olduğu bina bombalandı ve idare etmeye başladığı hayat artık elinden alınmış gibi göründü.

Piyanist Kitabı İnceleme

Alman askerleri bulundukları sokağı yağmalamaya, insanları tahliye etmeye başlamışlardı. Szpilman da ailesiyle birlikte aç susuz sürüklenen binlerce insanın arasındaydı. O kalabalığın arasında ailesiyle paylaştığı son ve en güzel an, ceplerinden çıkan bozukluklarla aldıkları tek adet karamelli bir şekeri paylaşmalarıydı.

Onu tanıyan Yahudi asıllı bir getto sayesinde o kalabalıktan çekilip alınırken, şahit olduğu son şey ailesinin sonu yok gibi görünen o trende sonsuzluğa gitmesiydi. Alana geri girmeye çalışırken aslında ölüme gittiklerini öğrenecek, bundan sonra onlar adına hayatta kalmak için kendine söz verecekti.

Szpilman kendini birçok noktada buldu. Tanıdık arkadaşlarının ayarladıkları dairelerde konaklayıp, sürekli yer değiştirdi.

Alman askerleri düzenli olarak arama yapıp Yahudi’leri gördükleri yerde yok ediyorlardı.

Öyle emir almışlardı. İlerleyen günlerde birçok kez daha mekan değiştirecek, sonunda kendini Yahudi işçi çalıştıran bir kampta bulacaktı. En az toplama kampları kadar acımasız olan bu yerin sonu yine orasıydı çünkü insanların fiziksel gücü hava şartlarına bir yere kadar dayanabilmekteydi.

Bir ayaklanma sırasında kaçtığı kamptan sonra kendini yine başladığı yere, sokaklarda bulmuştu.

Açlık ve susuzlukla savaşmakla geçen günleri arasında ailesiyle geçirdiği zamanları anımsayıp kendine umut aşılıyordu. Açlıktan hareket etmekte zorlandığı günlerde dahi içindeki bu hissi kaybetmemişti. Bu his ailesine verdiği söz, onlara hissettiği sevgiydi.

Bir gün yine piyano çalabilmenin umudunu da yaşayan Szpilman, yakında buna kavuşacağından habersizdi.

Acıyla başlayıp umutla devam eden piyanistin hikayesi, yine bir piyano ile son bulacaktı.

Piyanist Kitabı İnceleme

Karşılaştığı Alman subay Hosenfeld’in yardımı ona hem güç, hem de parmaklarının ihtiyaç duyduğu şeyi geri verecekti.

Benliğinden utanan, vicdan azabı çeken bir Alman subayı sayesinde umut ışığı yeniden parlayan genç adam, kısa bir süre sonra savaş bittiğinde kendini Yahudi askerlerin arasında buldu. Sokaklar hala geçmiş günlerin izini taşısa da artık biliyordu: Almanlar çekilmiş, savaş sona ermişti.

Savaşın vahşet dolu günlerinin üstünden uzun bir zaman geçtiğinde, Wladyslaw Szpilman şehrinin sokaklarında yine özgürce yürüdü. Ne açlıktan hareket edemediği günleri, ne de son anda umut ışığını yeşerten Alman subay Hosenfeld’i asla unutmadı.

Geçmişin acı izlerini hafızasında taşıyacak ve bugün bizlerin hala okuduğu, insanlık dersi veren satırları kaleme alacaktı.

Etrafına baktığında geçmişin izleri her ne kadar hala devam etse de O, onları silmeye nasıl yardımcı olabileceğini biliyordu. Polonya Radyosu’na yürüdü, piyanosunun başına geçti ve Chopin’in ‘’do diyez minor noktürn’’ünü çalmaya başladı.

Yetenekli piyanist ve besteci Wladyslaw Szpilman, Varşova’nın işgalinde insanlığın acımasız portesini, müziğiyle çizdi ve imzasını cesurca attı.

İlginizi çekebilir: ”Oppenheimer: Nolan’ın En İyi Filmi Değil!

Bildir

Ne düşünüyorsunuz?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GİPHY Uygulama Anahtarı ayarlanmadı. Lütfen ayarlar değerini kontrol edin

İrem Demirci tarafından yazıldı

Kokoloji Testi

Kokoloji Testi İle Bilinçaltını Keşfet!

Jeffrey Dahmer

Jeffrey Dahmer: Korkunç Bir Hikayenin İç Yüzü